istek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7.07.2009

İstediklerinize ulaşmakta zorlanıyor musunuz?

courtesy of KLatham @ stock.xchng

Hayattan çok şey istiyorsunuz, bazen bazı şeyleri diğerlerinden daha fazla. Hedefliyorsunuz o isteğinizi yerine getirmek için, elinizden geleni yapıyorsunuz. Kimi zaman zorlanmadan isteklerinizin birer birer gerçekleştiğinizi görüyorsunuz, kimi zaman ne yaparsanız yapın, gönlünüzden geçen şey olmuyor. O "Ne yaparsam yapayım hiç birşey istediğim gibi olmuyor!" cümlesini kullanmamak için ne yapabilirsiniz? Çok şey! Hedefinize ulaşmak için nasıl bir plan, program yaptınız? Yoksa yapmadınız mı? Her hedefe ulaşmak için plan yapmalı? Nasıl?
Bir örnekten yola çıkalım. Ne dersiniz?

Karar verdiniz o en beğendiğiniz arabayı almaya. Önünüze bir yol haritası oluşturdunuz. Önce para biriktirmeniz, ardından da nereden alacağınıza karar vermeniz gerekiyor. Bu arada da sürekli fırsatları takip edeceksiniz. Ne istediğinize karar verme süreci aşılmış görünüyor. Gerçi bunda çok da zor olan birşey de yok aslında. Kim yeni bir arabaya hayır der ki? Zor olan araba almaya hazırlanmak, ama kararlı ve çok istekli olduğunuz için o kısmı da zorlanmadan aşacağınıza inanıyorsunuz. Herşey güzel, işler yolunda giderse 6 ay içinde arabanın anahtarı elinizde. Peki ya işler planladığınız gibi gitmezse?

Süreci şöyle bir düşünelim:

  1. Karar verdiniz: O çok uzun zamandır hayallerinizi süsleyen arabayı almaya karar verdiniz. Çok heyecanlısınız, arabayı almış kadar sevinçli ve umutlu, ama bir o kadar da endişelisiniz, çünkinereden başlayacağınıza henüz karar vermiş değilsiniz. Ama vazgeçmek yok! Hedefinize ulaşmak için var gücünüzle uğraşacaksınız.

  2. Kararlısınız: Hangi arabayı istediğinizi de belirlediniz. Böylece ne kadar paraya ihtiyacınızın olduğu belli oldu. Kendinize de 6 ay süre biçtiniz, o gönlünüzdeki arabayı almak için.

  3. İmkan yarattınız: Şimdi sıra parayı temin etmede. Eğer iyi bir geliriniz yoksa bu kısım biraz zorlu. Maaşlardan arttırarak biriktirmek lazım, ya da piyangoya güvenmek. Haa tabi bir de 2. maddede satınalma gücünüzün yeteceği bir arabayı seçmiş olduğunuzu varsaymak lazım.

  4. Durum kontrolü: Başladınız para biriktirmeye, 6 ay geçti ve duruma bir bakıyorsunuz. Burada karşılaşacağınız durumlarda olasılıklar 2'ye ayrılır: ya planladığınız gibi 6 ay para biriktirirsiniz ve hayalinizdeki arabayı alırsınız, ya da para biriktirirken aksiliklerle karşılaşırsınız. Birinci olasılıkta iş bitmiştir. Zaten işleriniz yolunda gidiyorsa bu yazıyı okumanıza dahi gerek yok! Ancak işlerinizin aksadığını düşünüyorsanız, sonraki maddede ne yapabileceğinize bakalım ve alternatif bir rota belirlemeye bakın.

  5. Planınızı gözden geçirin: Şimdi sorunun nereden kaynaklandığını bulmanız gerekiyor. Kazancınız, biriktireceğinizi düşündüğünüz miktar için yetmiyor mu? Yoksa ani bir şekilde bir hastalık mı belirdi? Belki de kazancınız umduğunuz düzeyde seyretmedi. Kriz mağduru olma şanssızlığı da olabilir. Sorunun kaynağı her ne olursa olsun, aslında tek bir kapıya çıkıyor: Kendinize biçtiğiniz sürede planınızı gerçekleştiremediniz. Burada birşeye dikkat etmek gerekli. Eğer planınızda süre hedefi koymamış olsaydınız, durup planınızı gözden geçirmek için bir durak yaratmamış olacaktınız. Belki de çok uzun süre araba alma hayaliyle, bazen ümitsizliğe kapılarak, dönem dönem vazgeçip tekrar isteyerek, kısır döngüler yaşayacaktınız. Her zaman hedeflerinizde zaman belirlemek şart, yoksa ne zaman ne başardığınızı, ne elde ettiğinizi ölçemez, kontrol edemezsiniz.

  6. Planınızı yeni koşullara göre değiştirin: Para biriktirmekte zorlandığınızı varsayarak daha gerçekçi bir gözle, daha uygulanabilir bir plan geliştirebilirsiniz. 6 ay değil de daha uzun bir süre ayırabilirsiniz planınıza. Diyelim ki 1 sene verdiniz kendinize, bu sürenin sonunda ya planınız olumlu sonuçlanacak ve arabanız sizin olacak, ya da planınızı tekrar gözden geçirmek durumunda kalabilirsiniz.

  7. Hedefinizi değiştirin: Plan değişikliğinizin gerçekçi olmak için yeterli olmadığını düşünüp toptan hedefinizi de değiştirebilirsiniz. Belki almayı hedeflediğiniz araba size biraz tuzlu geldi, ve para biriktirmesi fazla zorladı, o zaman daha uygun fiyatta başka bir model seçmeyi ya da beğendiğiniz modelin ikinci elini almak yönünde hedefinizi değiştirebilirsiniz. Herşey sizin elinizde.

  8. Olmadı mı? Vazgeçin: Başlığı görünce şaşırmayın, dünyanın sonu değil! Hatta belki sonuçtan daha çok memnun kalacaksınız. En sonunda baktınız, yola kararlılıkla çıktığınız bu macera sizi aşıyor, o zaman belki de arabadan toptan vazgeçip, mobilete yönelebilirsiniz. Zaten arkadaşlarınız her dem trafikte arabada çektikleri çilelerden şikayetçi. Aradan vızır vızır geçen mobiletlilere de hep imrendiniz, benzin masrafı da çok az. Hem hayli hayli mobilete yetecek kadar parayı da biriktirdiniz. Bir anda size çok mantıklı geldi, ve arabadan vazgeçip mobilet aldınız. Kendinizi çok daha genç hissedip, çok da memnun oldunuz bu seçiminizden.
Hayat bazen bize durup tekrar tekrar düşünmemiz için engeller koyar gideceğimiz yolda. Bu engeller aslında birer sınavdırlar. Gerçekten o çok beğendiğin arabayı istiyor musun?
Bazen başka seçenekler çıkar karşımıza. Düşünüp taşınıp, "Bu trafik sorunu da gerçekten dert. Acaba mobilet mi alsam?" diyerek kararınızdan vazgeçebilirsiniz. Bu sefer başka seçenekler sınar sizi. Başta vermiş olduğunuz karardan vazgeçerek mobilet alırsanız şayet, arabayı gerçekten de o kadar çok istememiş olduğunuz sonucu çıkar.

Buradan da şu sonuç çıkıyor: Aslında gerçekten istemediğimiz o kadar çok şeyin peşinden koşuyoruz ki boş yere. Halbuki bir eylem planımız olsa, boş yere debelenmek yerine gerçek hedeflerimizin peşinden gideceğiz.

11.06.2009

Ne istediğine karar vermek

kararsız mı kaldınız?Bu günlerde bizlere sıkça sorulan bir soru var: "Ne istiyorsunuz?"
Özellikle Çekim Yasası tartışmaları sebebiyle bu soru sürekli gündemde. Sürekli bir "evrenin işleyiş yasaları gereği istedikleriniz gerçek oluyor, o yüzden isteyin" diye orada burada konuşulduğunu duyuyoruz. İsteyelim ama ne istemek lazım biliyor muyuz?
Benim burada tartışmak istediğim çekim yasası değil, söz konusu meseledeki ne istediğimizdir. Sonuçta çekim yasası olmasa da insanın hayattan birşeyler istemesi, o yönde hedefler geliştirmesi lazım, öyle değil mi?

Etrafımızda ne istediğini bilen insanlar yok denecek kadar azdır. Ben bazen imreniyorum, aklında net bir şekilde ne yapmak istediğini belirleyen ve onu gerçekleştirmek için gerçekten uğraş veren birisini gördüğümde. Kişinin ne istediği önemli olmuyor bu durumda. Önemli olan karar vermiş, konuya odaklanmış, ve çaba sarfediyor olmasıdır.

Kararsız olmaktan dolayı sıkıntı çektiniz mi hiç? Ya da isteksiz olmaktan, veya bir arada çok şey istemekten dolayı afalladığınız oldu mu? Niye birçok şeye değil de, birşeye odaklanıp o konuda başarılı olamadım diye hayıflandınız mı? Bu sorunların hepsi atıl olmayı ya da yanlış yön ve yönlerde hareket etmeyi getirir. Atıl yani hareketsiz olmamak, ya da doğru hedefe yönelmek için de, ne istediğine karar verip o konuda ilerlemeye bakmak gerek.

İyi de o zaman ne istediğimize nasıl karar vereceğiz?

Bu çok önemli bir sorun, çünki günümüz hayat şartlarında, bize dayatılan koşulların içinde sürekli debelenip duruyoruz. Bu debelenme esnasında ise durup da, bırakın karar vermeyi, bir şeyler istememiz gerektiğini bile unutuyoruz. Bu da bizden beklenilenleri yerine getirmeye çalışırken, kişisel ihtiyaçlarımızı, bizi nelerin gerçekten mutlu ettiğini unutmamızdan, önemsememekten kaynaklanıyor. Kendi mutluluğumuzu neden ihmal edelim?

Okulda, ne amaçla olduğunu düşünmeden hep ders çalışmaya yönlendirildik, yüksek notlar almayı ve üniversitede okumaya şartlandırıldık. Ne istediğimizi biliyor muyduk? Pek az bir çoğunluğumuz ne istediğini bilerek bitirdi okullarını. Diğer kısmımız ise hayat bizi nereye sürüklerse oraya gideriz diye düşünerek atıldı erişkinlerin arasına.

Para kazanma kaygısıyla atılıyor çoğumuz iş hayatına. Çalışmayı arzuladığınız, o hayalinizdeki iş için, "nasılsa bende o şans yok, oraya beni almazlar" diye istemekten vazgeçenleri çok duydum. Bu yüzden sevmediği işlerde mecburiyetten çalışan o kadar çok insan var ki. Mecburiyetten bir işi yaptığınızda işler çoğunlukla ters gitmeye başlar. Bu isteksizlikten kaynaklanır. Hiç isteyerek yapılan bir işle mecburiyetten yapılan iş bir olur mu? Tabi ki olmaz.
Belki de bazılarımız çok şey istedi ve daldan dala atladı. Bu atlayışlarda da herşey yarım yaşandı. Dönüp bakınca, elinde kayda değer birşey kalmadığını gördü. Maymun iştahlı olmaktan dolayı pişman olmak da var hayatta.
Koşulların içine sıkışıp kaldığını hissetmek kadar insanı isteksizliğe iten birşey yoktur. Ve bunun devamı da umutsuzluktur. Birşeylerin yanlış gittiği aşikardır. Peki bu durumda ne yapmalı dersiniz?

Hayata es vermeyi unutuyoruz sıklıkla. Durup da gönlümüzden ne geçtiğini dinlemek zaten bazılarımıza zaman kaybı gibi gelebilir, ancak dinlemediğimiz zaman bizi neyin sıkıntıya soktuğunu ya da neyi istediğimizi anlayamayız. Belki daha rahat, belki daha çok para kazandığımız, belki daha sanatsal, daha kırsal, daha doğal, belki de daha mütevazi bir yaşantı yatıyor gönüllerimizde. İhtiyacımız olan şeyi belirlemek ancak ve ancak kendi elimizde. Bizim neye ihtiyacımız olduğunu söylemesi için koşulların oluşmasını beklemeye gerek yok. Beklemek oturup reklamların bize neyi almamız gerektiğini dinlemekle eşdeğer. Reklamlar mı belirleyecek ne istediğimizi? Hayır! Buna asla izin vermemek lazım.


Durun! Bir dakikalığına bile olsa durun ve düşünün, yaşamınız sizin istediğiniz gibi mi şekilleniyor? Sakın tereddüt etmeyin ve isteklerinizi önceliklerine göre belirleyin, ve adım adım gerçekleştirmeye başlayın. Daha çok vakit var birşeyler isteyip onları gerçekleştirmek için. Ne istediğinize karar verin yeter ki. Karar verdikten sonra da, eğer gerçekten istiyorsanız, hayallerinizin peşinden gitmek size kalmış. Doğru yöne yöneldiğiniz vakit kısıtlanmış olma duygusundan kurtulacak hedefinize yöneliyor olmanın keyifli adımlarını atıyor olacaksınız. O zaman koşulların size göre şekillendiğini göreceksiniz. İstemeye başlayın ve o isteklerin gerçekleşmesi için adım atın.
Atıl olmayın!

Çocukluk hayallerinizi hatırlayın! Küçükken hayalinizde ne vardı? Bu hayallerin peşinden gittiniz mi? Tekrar bisiklete binmenin ya da belki uçurtma uçurtmanın zamanı gelmiştir, ne dersiniz?